dadas

Sıcak çöl rüzgârıyla nazlı-nazlı dalgalanan ve göz alabildiğine uzanan, bir gök ekin denizi… Bu yeşil denizi çepeçevre saran her yerde, ölüm havası estiren kum okyanusu…

Ak teni, zencilerinki kadar siyaha dönmüş cerbezeli bir adam, elinde tuttuğu şapkasını, öldürücü güneşe rağmen başına takmayı unutacak kadar heyecanlı… Ülkesinden gelen şişman muhatabına, bulunduğu ülke adına yarattığı eserini takdim ediyor. Muhatab yüzünde hayranlık ve şaşkınlık ifadelerinin biteviye değiştiği bir halet-i ruhiye içerisinde fevkalâde bir alâka ile bitki ıslahı ve genetik terminolojisi üzerinden yapılan bu sunumu dinliyor, dinliyor. Adeta koşar adım bir süratle, kendisini izleyen ve dinleyenleri arkasından sürükleyen cerbeze, müthiş bir cazibe oluşturmuş olmalı ki –korkunç sıcak ve güneşe rağmen- yüzlerde, en ufak bir bıkkınlık emaresi okunmuyor.

Mustafa Çetin Baydar

Erzurum'da arafalık toplayan çocuklarŞehirler boy boy insanın yaşadığı mekanlar olmakla beraber, her şehrin bu insan gruplarına bakışı farklıdır. Önce Erzurum'da çocuklara verilen isimleri sayalım: Axıllı, Bala, Sabi, Yeniyetme, Bacaksız,Ezâzil, Cırbağa.. Çocuğun: Orucuna "tekne orucu" Meyvesine "Gaga" Yemeğine "Dadax" Oyuncağına "cici" Uykusuna "pışpış" Düdüğüne "düllük" Banyosuna "çıpçıp" İdrarına "attırma" Çobanına "Hodax" Sümüğüne "Fırtıx" ve daha birçok isim bu minvalde sürüp gider.

"Dünyanın ilk çocuk bayramı" nevinden kimi iddialar varsa da çocuklar için özel bayram yapılan bir yer varsa orası da Erzurum'dur.

Mustafa Çetin Baydar

Aşağıya aldığımız yazı okuyanları, hayretten hayrete düşürecek bir niteliktedir. Dünya tarihi pek çok çeteci görmüştür, ancak 15 yaşından itibaren ömrünün her saniyesi kurşun atmakla, insan öldürmekle, siyasi entrikalarda görev almakla geçen, Cumhurbaşkanı, Erkan-i Harbiye reisleri, sadrazamlar, ordu kumandanları ile senli benli olan bir başka sima var mıdır bilmiyoruz?

Prof. Dr. Şahin Uçar

İsmail Emmi’yi Erzurum’un Cumhuriyet Caddesi’nde, geç gelen yaz güneşinin keyfini çıkaran neşeli ve hareketli kalabalık arasında, Hemşin Pastanesi’ne giderken hatırlıyorum. Sakin, mütevekkil çehresinde Anadolu insanının yüzlerce yıllık kahrının izleri: derin çizgiler… Zaman kadd-ü kametini yay gibi eğmiş, derin düşüncelere dalmış, iki büklüm yürüyor. Tezyinatını yaptığı camiden yeni çıkmış; üstü başı yağlı boya lekeleri içinde kalmış; sakalı her zamanki gibi uzamış; ama kaşları çatılmış, sert sert bakan gözlerinde çilekeş Anadolu’nun bitmez tükenmez yaşama azmi ile yürüyor.

Mustafa Erdoğan Sürat

İnanca âşık kaderleri bozan, dokunulmaz atanmış
Kötü makam, yani mevki, kurbağa dilinde orun denmiş
İbiş
En yüce “Stalinsel Orun”
Baş Taun, Üst Firavun
Hayat dansıyla uyuşturup hıncımızı
Azar-azar öldürdün bizi
Çok öldüm, çok fazla dirildim
Hep ölsem, hep dirilsem
Seni yine affetmem

dadas

Nizameddin KORUCU

1- Karasu Kütüphanesi: 1980 öncesi ve sonrası Mahallebaşı Nazik Çarşıda Erzurum Gençlerine hizmet vermiş bu kütüphanede binlerce temel kaynak eserin yanı sıra binlerce güncel ilmi kitaplar bulunurdu. Devrin âlim ve fazıllarının sohbetlerinin de olduğu bu mekânda sohbetin çayla beraber ziyafetini de tadabilirdiniz.

Reşat Coşkun

Bir ramazan daha avuçlarımızın arasından bir güvercin misali uçup gitti.Bir daha kine yetişir miyiz meçhul..Biliyorum ki bu ramazanda aramızda olanlardan bir kısmı gelecek ramazanda olmayacak.Bu ben de olabilirim..Kimsenin yarına çıkacağına dair cebinde garantisi yok..

dadas

Saygın DEMİRCAN ailesinin goncaları EREN ve ONUR’ un
15-8-2009 tarihinde elim bir trafik kazasındaki vefatları dolayısıyla
TARİHİMİZDEKİ genç ölümlere düşülmüş elemli ve uyarıcı notlar!

Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat

Ben klasik bir ozanım şiire meraklı
Lacivert takım elbisem, kendim boz yanaklı
Denizin dibine daldım lacivert seçmeye
Gece koyu mavi; gözler keskin ve meraklı

Yıldızları sayarsam yanlışım çıkmaz ortaya
Gücüm yetmez, baskıcı pis yılları anmaya
Gençleri toplarlardı çim misali biçmeye
Önderim, EREN’ im, ONUR’ um ne atlı ne yaya!

Reşat Coşkun

Bugün ne hikmetse şehri turlarken bir iki mesele kafama takıldı.Kafamı kurcalayan bu meşgaleleri sizlerle paylaşmak istedim.Umulur ki etkili ve yetkili olanlar bu meseleye el atar da bir çözüme kavuştururlar.Öyle olmasa dahi en azından benim kafam ben söyledim.Günah benden gitti der, belki rahat eder!…Bunlardan birincisi bir zamanlar şehrin muhtelif yerlerinde faaliyete geçirildiği sergilenen borularla duyurulan boru fabrikası şimdilerde ne alemdedir?Bunu bilmek isterim..Faaliyette ise;kaç kişi çalışıyor?Yılda ne kadar üretim yapıyor? Şehrin ekonomisini katkısı ne kadar?Karlılığı ne durumdadır?Soruları uzatmak mümkün..

cetinbaydar

HALKTAN ÇALINMIŞ BİR KONGRE’NİN 90.YIL DÖNÜMÜ

Kazım Karabekir de Mustafa Kemal de Henüz İstanbul’dan çıkmamışken Erzurumlular, yurtlarının Ermenilere peşkeş çekilmemesi için kongreler akt ediyorlardı.

Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün de katılacağı 23 Temmuz Erzurum Kongresi, bir mânada Karabekir’in başında bulunduğu 15.Kolordu’nun Resmi Kongresidir.

Halktan çalınan Gerçek kongre bu tarihten yaklaşık kırk gün önce yapılmıştı (17 Haziran 1919)